Tensellik!

pexels-photo-69198Dönüp dolaşıp oraya geliyorum. Kadında yaşadığım, yaşadıklarım da algıyla ilgiliydi, ilgiliydiler. Yatak odamı iç bayıltıcı ödağacı tütsüleriyle kokulandırmadım ama: onun gövdesinde, yasaklanmış bölgelerinde tatlı sert, belli belirsiz, dudaklarımı usulca değdirdikçe uçuşan bir koku duyumsamak! İstediğim buydu!

Gövdenin bana sunulmuş vadilerinde: zambakları, döşekteki laleri görmek; dilimle tatmak onları. Algıların var ettikleriyle yaşadım ben, ten-sel olanı. Beş duyumla yaşadım kadınlarla.

Haz

zeytinSözün burasında, tanıdığım yaşlı bir adamdan söz etmeliyim. Sevimliydi, çok yüzeyseldi herşeyi; ama bir istisnasıyla: ne olursa olsun, inanılmaz bir hazla yiyordu herşeyi: bir sabah kahvaltısında, herkese sıradan alelade gelebilecek bir sele zeytini tanesini, ağzında sanki dünyanın en lezzetli nesnesini gezdiriyormuşcasına arzuyla, haz’la, doymazlıkla kemirdiğine tanık olmuştum. Şimdi biliyorum ki, bütün algılarıyla kavrayarak bir haz nesnesine dönüştürüyordu o zeytini: salt tadını çıkararak değil, kokusunu alarak, sesini duyarak, siyahlığını keşfederek, çiğnenirken yumuşayıp ağızda rahatça dağılışının ayırdına vararak yemekteydi o zeytini.